Sonsuzluğa doğru bir çizgiyi takip eden küçük bir parmak, bir şekil. [...]
Sabır Yok

Kelimeleri yazmaya başladığım şu dakika, satırların devamı gelmeyecek diye korkuyla doluyum. Aylardır tek bir kelime bile yazamamış, sonrasında bir cesaretle başladığım iç dökme seansımı 3 satırdan öteye geçirememiştim. Demem o ki, aylardır içimin buhranını taşıyorum. Tıka basa dolu bir bardağın sürekli taşmasını kimse nasıl görmez anlayamıyorum da. Doğrusu birisinin görmesini beklemiyorum. Görseydi ne değişebilirdi, ne olurdu hiç bilmiyorum. Bana bu seçeneği sunmadılar. İşte elimde hayatımla kalakaldım öylece.

Düşününce yaşamım yol açmaya çalıştığım koca enkazlarla dolu. Bir şeyleri ittirerek,silerek ya da çoğu kez dizlerimi kanatarak açtığım yollarla gurur duymam gerekir mi? Kazı kazana benzer bir hayatla biri göğsünü kabartabilir mi? Evet tabi ki, değil mi ya! Hah! İçten içe çüreyerek geçirmişim yıllarımı. Her yanılışımda kopmuş bir parçam, birim bin olmuş dağılmışım. En acısı da bunu yeni farketmem. Kendimi kendime zehir etmek gibi mi yaptığım? Bu filmi daha önce çekmiştim ama onun senaryosu bana aitti. Şimdi bakıyorum ne senaryo ne oyuncular benim eserim. En kötüsü bu,Allah'ım en çilelisi bu. İrademin duvarından delinen imkansızlık beni çıldırtıyor. Kafayı yedirtiyor, ateşlere vermek istiyorum bu lanet baharı, bu lanet insanlığı! Damarlarıma sinen çaresizlik, bir delinin arkasından bakan gülen yüzler, peçete satmaya çalışan o insanlar... Hepsi, hepsi beynimi kamçılıyor. Onları fark etmek, onların yanından geçmek, bana seslenmeleri ne büyük işkence Tanrım! Köşeye sinip ağlamak isteği uyandırıyor bunlar. Hepsi midemi bulandırıyor. Ne takatim ne sabrım var; ama onlar bana bunu sormuyor. Her gün hem de her gün oradalar.

Herkes beni çok bilmişcesine yanımda konuşuyor. Sinirlendiğimde, mutluluğumda yapaylığını hissettiğim o konuşmalar.. Ağlayana kadar farketmedikleri üzüntümde yine yanıbaşımda dünya hakkında atılıp tutulan o konuşmalar.. Bir avuç topraktan daha kıymetsizler oysa. Onlar notları sınavdan önce verilmiş öğrenciler oysa. O kadar aptallar ki farketmiyorlar bile bunu. Benim için 'silmek' bana kalbini açmayan herkes için kolay oysa. O aptallarsa kendi skeçlerinde bile figüran konumuna düşerken dünyayı değiştirmekten bahsediyorlar. İçimde öfke var, içimde hüzün var. Çiğ çiğ çürürken gülmek var. Bunlar ne demek, nasıl bilecekseniz,nereden bileceksiniz.. Ah 

Sabır Yok başlıklı yazı Sema Beldek tarafından 23 Mayıs 2018 Çarşamba, 23:33 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
  • Ben bilirim çiğ çiğ çürürken gülmek nedir. Ben de notu sınavdan önce verilmiş bir öğrenciyim belki. Ben de ateşlere vermek istiyorum ama sadece baharı ve insanlığı değil. Kendimi. Kendimin içini. Aylardır durgun denizler gibiyim, sizin yazdığınız kadar güzel bir yazıyla iç dökme seansı yapamadim daha.
    Yazdığınız yazının her bir harfinde kendimi buldum. Sanki yazınız bir ayna. Okurken kendimi gördüm her bir satırınizda her bir kelimenizde. Emeğinize, yüreğinize sağlık. Her cümlesini aklıma kaziyarak ve severek okuduğum bir yaziydi.

Hey Sen! Hadi yorum yap...

Cevap yazdığın kullanıcı: Fatih Emre