Yalnızlığım

Ne kadar tuhaf değil mi? Koca bir gün o kadar insan görürüz, bi' o kadar insanla konuşuruz ama hep yalnızızdır. Ruhumuzun bir köşesinde, bir yerlerde hep için için ağlayan bir çocuk vardır. Belki de gerçekten elimizdekilerle mutlu olmayı beceremiyoruz. Belki de elimizdekiler bizlere yetmiyor. Bazen sokaklarda öyle amaçsız gideceğim yeri bilmeden dolanırım.

Yürümek temiz hava almak iyi gelir bana hep...  İnsanları gözlemlerim daha çok. Kimi üzgün, kimi mutlu, kimi aceleci, kimide benim gibi amaçsız.

Ya parklarda oturan yaşlı amcalar, teyzeler...  Koca bir ömür kim bilir nasıl geçti... Kimler girdi hayatlarına, kimler çıktı, gitti. Şimdi ise buruşmuş tenleriyle, kırışmış yüzleriyle, aklaşmış saclarıyla öyle oturuyorlar bir bankta tek başlarına...  Hep hüzün vermişlerdir bana. Acaba ben nasıl olacağım diye düşünmüşümdür.

Belki ben de birgün gelecek, öyle bir başıma oturacağım bir bankta. Şu an hep yalnızlık var hayatımda, tek başımayım. Acaba o günlerde de böyle yalnız mı olacağım diye düşünürüm. İnsan oğlu işte. Dünyaya geliyoruz, koskoca bir aile içine dahil oluyoruz. Ama zaman öyle olaylar, öyle insanlar çıkarıyor ki karşımıza sonunda yalnız kalıyoruz.

Belki de içimizde yaşadığımız bir duygudur. Bazen etrafında onca insan olanlarla konuşuyorum da onlar da hep şikayetçi yalnızlıklarından...  Yoksa teknoloji mi ya da şuan ki çağ mı böyle bilemiyorum. Herkes yalnız, herkes mutsuz. Aslında bazen de hiç sorgulamak istemiyorum. Sadece yaşamak istiyorum hayat önüme ne getirirse...  Belki de mecbur olduğum içindir. Ama artık peşimi bıraksa şu his hiç fena olmayacak hani. Elbet ben de bir koşturma içindeyim, elbette benim de sorumluluklarım var. Ama yalnızım işte. Sadece nacizane duygularımı paylaşmak istedim sizinle. Sadece yazmak istedim. Dert ortağım kalemim gene yarenlik etti.