Hep söylerim... Bizim kadar şanlı tarihi olasına rağmen pervâsızca geçmişine sövebilme seviyesizliğine sahip başka bir millet yok herhalde. Dilden kültüre, hatta fetihlere kadar her konu ile rahatlıkla dalga geçilir olmuş. Artık insanımız seviye atladı; padişahlarla dalga geçiyorlar direkt olarak. Ayrıntılara takılmadan; nokta atışı! Osmanlı Türkçesi için atıp tutan, İngilizce'yi öven; ama İngilizce'deki kelimelerin büyük bir kısmının Fransızca'dan geldiğini bilmeyen, ya da bilmiyormuş gibi davranan zihniyet, aslında hem İngilizce'nin, hem de Osmanlı Türkçe'sinin birer imparatorluk dili olduğunu bilmemelerini, böyle saçma yollarla kamufle etmeye çalışsalar da, dil ile az çok hem-dem olmuş kişiler tarafından olabildiğince komik bir hâl içerisinde olduklarının farkında değiller.
İşte yine benzer bir durumda Bahadır Baruter adlı sözde karikatürist insan, atalarını iskambil kağıdına koymuş; onları oyun kağıdı hâline getirmiş. Sormak lazım ona:"Ananı-babanı iskambil kağıtlarına böcek şekli ile tasvir etseler ne hissederdin?" diye. Şimdi bu varlığı da suçlamamak lazım aslında... Belki bir şey hissetmez. O da kendince haklı konuma geçer bu durumda. Fakat aklı başında, eli ayağı düzgün, sağlık problemi çekmeyen bir İNSAN, ana-babasının, atasının böcek şeklinde tasvirini hazmedemez. Tabi belki kökeni farklıdır, kendi atası değildir o padişahlar. Bu da olabilir... Etnik kökenlerle ilgili çeşitli rahatsızlıklara gark olmuştur belki. O zaman etnik ayrımcılık yapmaması gerektiğini birilerinin bu saygıdeğer(!) varlığa hatırlatması gerekir diye düşünüyorum. Bakın Bahadır adlı genç ne demiş konu ile ilgili:
"Aklıma ilkin çok kolay bir fikir geldi. Avrupa saltanat figürleri yerine Osmanlı’nınkileri resmetmek... Ancak ham haliyle yavan ve basit bir buluştu bu. Bu fikri daha zengin bir boyuta taşımalıyım diye düşündüm. O an doğdu kafamda, saltanat ve haşarat imgelerini çakıştırma fikri."
Aklına gelmiş... Kafasında doğmuş... Çok merak ediyorum acaba "akıl, fikir, Osmanlı, basit, kafa" gibi kelimelerinin kaçının anlamını bildiğini zannediyor ve kaçının anlamını gerçekten biliyor? Allah böylelerine akıl, fikir, Osmanlı şuuru, basitlikten kurtulma şansı ve kafa sahibi olabilme yeteneğini, ya da en azından "geçmişe saygı, kişiliklere saygı" gibi öğretilerden paylarına 3-5 damla nasip etsin.
Abdullah Pehlivan
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
*
Çizer zaten çatışan imgelerden bahsediyor eserinde, özdeşleşen değil! Karakterlerin ifadeleri zaten gerilim dolu. Saltanat ve kudret sahibi olmalarının verdiği bir çöküntü var her bir çizimde. Dikkatli bir incelemeden sonra yorum yapsaydınız daha yararlı olabilirdi.
*
Tabii ki eseri beğenmemiş olabilirsiniz; ancak beğenmemiş olmanızı anlattığınız üslup da çok sert olmuş. Önyargı ve hakaret dolu olmuş eleştiriniz.
*
Alıngan yaklaşımlardan ziyade şöyle bir yorum da çıkabilir eserden: Aydınlık ve gösterişli Osmanlı Padişahları ile karanlıkta kalmış haşaratların gerilim dolu çatışması. Yorumdan yoruma fark var. Sizde oluşturduğu anlam doğal olarak benimkinden farklı olacaktır; ancak daha deri bir inceleme yapmakta fayda var diye düşünüyorum.
*
Gösterişli bir imparatorluğun parçalarını minyatür boyutlarda resmedilmesi beni de üzdü. Parçası olduğumuz tarihin üyelerini daha gösterişli ve güçlü görmeye alıştığımdan olsa gerek.
*
Çizer de zaten daha önceki röportajlarında kendisini Osmanlı hissettiğini ve bundan da gurur duyduğundan söz ediyor.
*
İlk algılamaya bakarsak: böcekler çok dayanıklı yaratıklar biliyorsunuz. radyasyona karşı dayanıklılar ve bundan etkilenmiyorlar. Haşarat diye nitelendirdiğimiz canlılar aslında son derece güçlü ve çizerin deyimiyle: böceklerden korkmamızın altında öldüğümüz zaman böcekler tarafından yenecek olmamız yatıyor olabilir!
İlk olarak; Osmanlıca asıl Türkçe'dir demedim hiçbir zaman. Zaten asıl Türkçe nedir ki? Göktürk'lerin konuştuğu mu? Dil yenilenmedikçe ne kadar ifade edebilme olanağı sunabilir ki? Yıllardır "dil elden gitti, vatan elden gitti" diye yaygara koparanların dilimize toz kadar faydası olmuş mu? Ben sevgimi derecelendirmek için "çok, daha çok" gibi kelimeleri kullanmaya mecbur muyum? Bunların yerine farklı dillerden de olsa alternatifler incelenip Türkçe'ye kazandırılsa fena mı olur?
Bir dilin zenginliği ilk bakışta, renkler için kullanılan kelimelerin çokluğu ile anlaşılır esâsen. Türkçe'deki kadar renkler için yoğun kelime oranının olduğu kaç dil vardır bilmiyorum. Ben görmedim de duymadım da henüz... Özellikle Anadolu'da kullanılan fakat zamanla yok olmuş bir sürü kelime var... Meselâ yavruağzı kelimesi dahi dilimizin bir cilvesi, zenginliği...
Osmanlı Türkçe'sinin büyüklüğü ve zenginliği ise imparatorluk dili olmasından kaynaklanıyor. Tıpkı İngilizce gibi... İngilizceyi küçümseme değil bu ifade, aksine, itilip kakılan Osmanlı Türkçe'sine hakettiği değeri verme çabası benimkisi... Farsça, Arapça, Yunanca, Ermenice'den gelme kelimeler olması gayet doğal. Çünkü bir çok etnik grup mevcuttu Osmanlı İmparatorluğu bünyesine. Bunlar zaten olduğu gibi kullanılmamış, değişikliğe uğramıştır. Anadolu halkının yöresel söyleyişi ile ahenk kazanıp Türkçe olmuştur. Mesela İngilizce'ye giren kelimeler, özellikle Fransızca'dan geçenler, direkt olarak aynıdır... Ör: internatioanal. Fakat Türkçe'nin Sırları kitabında çok ayrıntılı bir şekilde işlendiği üzere, Osmanlı Türkçesi'ne dışarıdan giren kelimeler, langır lungur kabul görmemiştir. Belli başlı değişikliklere uğramış, söylenirken kulağı tırmalayan sesler, Türkçe'nin özünde olduğu gibi ahenk kazandırılarak dile geçmiştir. Bunlar kastî yapılan faaliyetler değil tabii ki, zamanla istemdışı oluşmuştur.
Normalde düzgün yorumları düzgün eleştiririm fakat Türkiye'de bazı yazar/çizerler çeşitli konularda uç açıklamalar, yorumlar yaparak marjinalliğin sınırlarını daha ileriye taşımayı gaye edinerek ün sahibi olmayı amaç edindiğinden, artık düzgün eleştiri yapamıyorum bu tarz konularda.
Ayrıca "böcek aslında düşünüldüğünde sağlamdır, güçlüdür" demenin de bir gereğini görmüyorum. Zira "öküz" dediğim biri alındığında, öküzün aslında çok güçlü bir hayvan olduğunu söylemenin bundan bir farkı yok bana göre... Böcek güçlü olabilir, kıl olabilir, tüy olabilir... Problem o değil. Problem, insanlarda "böcek" dendiğinde oluşan algıdır. Yoksa birine Şaban deyince de alınıyor günümüzde. Fakat Şaban kelimesi anlam itibarı ile çok güzel bir kelime. Ya da siyasetçiler birbirine "Hıdır, Recep Bey, Memur" diyerek rakipleri ile dalga geçebiliyor... Bunlar da anlam itibarı ile kötü şeyler değil fakat söylendiğinde insanda oluşan algı küçük düşürücü oluyor genelde.
Kaldı ki böcek nitelendirmesi, en salt tabiri ile terbiyesizliktir. Kim olursa olsun bir insana böcek nitelendirmesi, imâsı yapan birine düzgün bir biçimde eleştiride bulunamam. Hele ki bu olay gazetelerde, televizyonlarda çıkmışsa... Birebirde yapılan hakaret içerikli yoruma verilecek tepki yumuşak olabilir fakat toplum önünde, çoğunluk veya azınlık farketmez, belli değerlere hakaret olarak algınacak şekilde imâlarda bulunan biri için yumuşak bir tepki, en azından benim için, söz konusu olamaz... Yapanları tebrik ederim fakat benim harcım değil. Ben o kadar geniş değilim...
Hey Sen! Hadi yorum yap...
Cevap yazdığın kullanıcı: Fatih Emre