Yurtdışında lise matematik öğretmenliği yapmakta olan yazar bir yandan da matematik üzerine yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Pek çok websitesinde on yıl boyunca editörlük ve içerik hizmeti sa [...]
Diyanet'ten, Facebok ve Twitter Yalanlaması

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamadaki ifadeleri çarpıtarak halka sunan birçok basın/yayın organı, amacı dahi belli olmayan bir karalama kampanyasına başlamış, "Diyanet Facebook ve Twitter zehirli dedi" diye yaygara koparmaya başlamıştı. Birkaç gün önce Facebook hesabımı, çok sevdiğim birinin konuşması ve talebi üzerine kapatmıştım. Bir yararı yoktu. Daha doğrusu yararından çok zararı vardı benim için. Bir sonraki gün akşam, çok sevdiğim bir başka kişinin cep telefonuma gönderdiği mesajda yazdığına göre Diyanet, "Facebook ve Twitter zehirli" demişti. "Allah Allah... Bu nasıl olur? Diyanet, her açıklama ve ifadesinin altında anti-laik söylemler aranan bir kurum olarak görülmesine karşın nasıl olur da böyle bir açıklama yapar?" diye düşündüm. Hemen internete girdim bahsi geçen açıklamayı okudum. Yalnız şöyle bir tuhaflık vardı ki, açıklamayı tersten de okusam, yukarıdak aşağıya, sağdan sola da okusam "Facebook ve Twitter zehirli" ifadesini bulamadım. Hatta onu geçtim, sosyal ağlar zehirli diye bir ifade dahi yoktu.

Medya yine yapacağını yapmış, her konuyu araştırma gereği görmeyip medyada duyulanlara "Adamlar yazmış işte. Yalan söyleyecek değiller ya" diye düşünerek inanan vatandaşta büyük bir tepkiye yol açmış, Diyanet İşleri'nin yaptığı her açıklamadın, gerçekleştirmiş olduğu her hamlenin altında anti-laik söylemler aramayı vazife edinmiş, bulamasa da "çamur at izi kalsın" mantığını kendine meşgale edinmiş bir grup insan tarafından ortalığın karıştırılmasına sebep olmuştu. Son 2 gündür Diyanet ile ilgili başta Twitter ve FriendFeed tarzı sosyal paylaşım siteleri olmak üzere her türlü sosyal platformda birçok eleştiri mevcut. Bu eleştirileri yapanların Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamayı ayrıntılı bir şekilde okumadıkları âşikar. Zîrâ açıklamayı düzgünce okumuş olsalardı Diyanet İşleri Başkanı'nın "Facebook ve Twitter zehirli" ifadesini hiçbir şekilde kullanmadığını bilir, bu işin medyanın kalpazanlığı olduğunu anlardı.

Sosyal ağlarda oluşan büyük tepki ve eleştiri selini Diyanet İşleri Başkanlığı da farketmiş olacak ki, haksız eleştirilere cevap niteliğinde bir açıklama yapmayı gerekli görmüş. İşte Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, medya tarafından ortaya atılan "Facebook ve Twitter zehirli" başlıklı asılsız iddialara yapmış olduğu açıklama:

Söz konusu mesaj ve makalede Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, haberlerde iddia edildiği gibi Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım ağlarını zehirli aygıtlar olarak nitelememiş, hatta sosyal paylaşım sitelerinin adını dahi zikretmemiştir. Sadece ülkemizde değil, dünyanın dört bir yanında sosyal paylaşım ağlarının, elinde medya gücü olmayan bireyler için ne denli önemli bir misyona sahip olduğunu bilen, bu alandaki gelişmeleri yakından takip eden ve bu konuda bazı çalışmaları da bulunan Prof. Dr. Görmez böyle bir düşünceye sahip değildir.”

Mesaj ve makalede, çağımızda sivil inisiyatifin ve bireyin özgürlük alanının olabildiğince genişlediği tespitini yapan Diyanet İşleri Başkanı’nın, dinin asli kaynaklarından güvenilir yöntemle elde edilen bilginin, toplumun her kesimiyle paylaşılması için çalışmalar yapılacağının da ifade edildiği vurgulandı.

Açıklamada, 15 Kasım tarihli mesajda, ”Bugün her zamankinden daha fazla şefkat ve merhamete muhtaç bir dünyada yaşıyoruz. Daha çok maddi refah, daha ölümcül silahlar, daha çok gürültü, aşırı bilgi kirliliği, başta aile olmak üzere; çocuk, kadın, gençlik ve toplumun diğer kesimlerini tahrip eden zehirli aygıtlar, ahlaki değerleri çürüten etkili ağlar ve acımasız menfaat savaşları günümüz insanını birbirine düşman ediyor, güçsüzleştiriyor ve yalnızlaştırıyor. Manevi değerlerin olabildiğince örselenip çöktüğü, dinin diriltici nefesinin hayata değmediği ve merhamet yüklü sesinin yankılanmadığı bir dünyada ne birey, ne aile, ne de toplum ayakta kalabilir. Çağın zayi ettiği bu yitik, güçsüz ve himayeye muhtaç kesimlere dinin merhametli ve diriltici soluğunu ulaştırmak, dini olduğu kadar insani görevlerimizdendir.

Diyanet'ten, Facebok ve Twitter Yalanlaması başlıklı yazı Abdullah Pehlivan tarafından 28 Aralık 2010 Salı, 15:49 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
  • Yasin Kocadüz yazdı:
    "Manevi değerlerin olabildiğince örselenip çöktüğü, dinin diriltici nefesinin hayata değmediği ve merhamet yüklü sesinin yankılanmadığı bir dünyada ne birey, ne aile, ne de toplum ayakta kalabilir. Çağın zayi ettiği bu yitik, güçsüz ve himayeye muhtaç kesimlere dinin merhametli ve diriltici soluğunu ulaştırmak, dini olduğu kadar insani görevlerimizdendir." Dinin gerekliliği tartışabilir, semavi dinlerin olmadığı toplumlarda "aile yoktur, ahlak çökmüştür" gibi tespitler yapmak sakıncalı olabilir. Dinin diriltici soluğunu ulaştırmak misyoner bir görevdir ve yüzlerce yıldır devam ediyor, insani bir görev değildir sonuçta. Himayeye muhtaç kesimlere din götürmekten önce daha farklı şeylerin götürülmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Ama adam gibi dini eğitim veren, büyük islam felsefecilerinin öğretilerini öğreten kurumlar kurulması taraftarıyım, zira birçok insan kendi yorumunu yapıp ortalığı karıştırıyor bazen.
  • Yasin alıntı yaptığın kısımda "aile yoktur, ahlak çökmüştür" tarzı ibâreler yok. Ayrıca adam gibi dînî eğitim verilmesi gerekli tabii ki o konuda sonuna kadar haklısın. Herkesin amacı da o olmalı zaten. Birileri bu uğurda uğraşıyorsa ve tam anlamıyla beceremiyorsa, daha iyisini yapabiliyorsak yapmalı, yapamıyorsak en iyi kim yapıyorsa onlara bırakmalıyız... Diğer türlü "adam gibi yapamıyorsan hiç olmasın daha iyi" felsefesi ile nereye varılabilir?

    Okuldaki bir öğrenciyi ele alalım. Derslere çalışıyor fakat yeterli değil. Notları da çok iyi değil. Bu öğrencinin daha çok çalışmaya teşvik ihtiyacı mı var yoksa "ulan zaten sen aptalsın, bırak çalışma sen adam olmazsın" telkinlerine mi?

    Ben meseleye bu açıdan baktığım için -en azından kendim için- dini bir gereklilik olarak görüyorum. Kendi adıma konuşaym; ilâhi bir gücün varlığına ve ölüm ötesi hayat inancım olmasa bu dünyanın adaletsizliği ve ömrün kısalığı, yaşam felsefemin farklı şekillenmesine sebep olurdu.

    Ayrıca Birtanya Bilim Dergisi -zannedersem Ekim ayında- yıllık toplantısında beyin ve Tanrı inancı ile ilgili araştırma sonuçları açıklanmış; her insanın doğduğu anda Tanrı inancı ile birlikte doğduğu tespit edilmişti. "Hayatta kalmak için bir amaç, gaye edinildiği" varsayımına bağlanmıştı bu ilişki..

    Son olarak; himayeye muhtaçlara din harici şeyler götürülmeli demişsin. Bu cümledeki himayeye muhtaçtan kastın "karnı aç, paraya muhtaç insanlar" ise; zaten kimse senin söylediğinin aksini iddia etmiyor. Niye öyle bir ifade yazdın anlamadım...

    Tabi konumuz dînin gerekliliği de değildi aslında. Twitter ve Facebook ile ilgili Diyanet İşleri'ne yapıştırılmaya çalışılan etiketti. Ama yorumu tekrar tekrar görünce cevap vereyim dedim (:

Hey Sen! Hadi yorum yap...

Cevap yazdığın kullanıcı: Fatih Emre