Ağır Zaman İçinde

Kalabalık içinde, yalnızlığa mahkum ettiğim ruhuma ve mimikleri tarafından terk edilmiş suratıma zerk ettiğim hiçlik dolu yıllar..

Tezi evvelden yazılmış olan varoluş kavgasının bir parçası olmaktan feragat eden aklım ve aklımdan feragat eden, aklıma tecavüz eden, geride kalmamış olan hiçlik dolu yıllar..

İşte;

Gelecek kaygısını bir kenara atmış olan ve geçmişine bir mahzende kapalı kalırcasına ve saplantı üzerine yapılmış olan bütün araştırmaları; vakit, kafa ve kâğıt dolduran birer safsata haline dönüştürürcesine dipsiz kuyuların karanlığına saplantılı halde gömülmüş olan ben. Her saniyesi bir hafta hükmünde geçen, ağır zaman içinde ağır ağır parçalanan benden geriye ne kaldı yaşadığım yüzyılda ya da yaşadığımı zannettiğim bozuk bir saatin kadranında?..

Yürüyen ve konuşan yüzlerce ölü ruhun çevreme yaydığı mide bulandırıcı, simsiyah is ve akabinde her bir iç organımı enkaz yerine dönüştüren sis bulutunu kuşanmış olan bedenimden sıyırıyorum şimdi zamanı ve sıyrılıyorum zamandan; dalından sıyrılan bir yaprak gibi.

Bozuk bir saatin kadranında..