Yazar, kendisi ile ilgili bilgi paylaşmamış.
Affet(me)

Bedeninde hızla ölmeyi bekleyen bir yaşam vardı o andan itibaren. Genç kadın bütün aşkını, bütün sevgisini, hislerini ve artık hissedemediklerini çok derinlere gömmüştü. Nasıl yapmıştı divane gibi sevdiği aşığı bunu O'na. Zihninde dönen tek soru buydu. Öfke...

[audio mp3="http://www.yazarcizer.net/wp-content/uploads/2015/01/Halil-Sezai-Galata.mp3"][/audio]

En kontrolsüz, en raydan çıkan ve tabi ki en baldan tatlı duygu. Bedenini ve ruhunu yerle bir eden buydu. Aslında sakin, tansiyonu biraz yüksek ama kan şekeri hızla düşen bir konuşmaydı başlarda. Gittikçe yükseldi sesler... Susmadı işte ikisi de. Susamışlarken öfkeye... "Def gibi gerildi" derler ya işte öyle. Birbilerine bu kadar kızgın, bu kadar öfkeliyken "aşk" nerede kalmış, kendisini nerede unutmuştu? Bilemediler... Çok yanlışın çok doğruyu götürdüğü bir andı her ikisi için de. Sonunda... Adam hızlıca kadına doğru yönelip belki de hayatı boyunca ödeyeceği bir bedelin altına imzasını, bir tokatla sevdiğinin yüzüne patlattı. O an... Zaman neye uğradığını şaşırdı sanki. Akrep yönünü değiştirebilseydi, keşke bir saniye öncesine gidebilselerdi. Hayatının en ağır "keşkesini" yaşadığının farkında mıydın be adam? Zafer mi kazandın? O tokadı aslında kendine attın.

Genç kadın kömür karası saçları arasında damlayan gözyaşlarını saklamaya çalışırken zamansız ve mekansız gibi oturuyordu koltuğun kenarında. Başını kaldırıp karşısındaki adama bakmak isterken ruhu bedeninden bağımsız çığlıklar savuruyordu: "Dokunma bana, git-git-git!"...

Birkaç zaman sonra...

Aynaya baktığında o çok aşık silüeti görmek için her gün Tanrı'ya yalvarıyordu genç kadın adeta. Gördü. Ama birkaç parça eksik ve kırık döküktü. Seviyorum dedi içinden. Bunu iç sesiyle söylemek tuhaf bir huzur verdi yüreğine. "Ben de hatalıydım, çok üzerine gittim, buna sebep biraz da benim" gibi peşpeşe cümleler sıralayıverdi kendince. Yine de bu cümleler yenilmedi. Bundan sonra ne olur ne biter diye düşünürken çalan zil neyin habercisiydi? Sevdiği adam karşısında duruyordu. "Özür dilerim- özür dilerim-özür dilerim!"... Affetti. Yani aşka yenildi.

İyi mi etti kötü mü? Zaman gösterir elbet. Fakat bir kere affeden hep affeder mi? Kader...

Affet(me) başlıklı yazı Melike Yılmaz tarafından 14 Ocak 2015 Çarşamba, 20:50 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu yazıya 6 yorum yapıldı.
  • Konu güzel, anlatım güzel... Erkeğin kadına el kaldırması... Ayıp. Ve bu ayıbı güzel tasvir etmiş, kadının merhametini de farklı bir boyutuyla ortaya koymuşsunuz. Bazen affetmek hata mı değil mi, anlamak zor gerçekten... Kaleminize sağlık.
    • Yürekten teşekkürler. Böyle yazılacak, anlatılacak, konuşulacak, manşetlere taşınacak, üçüncü sayfalardan inmeyen bir konu olmasa keşke ama hayat. Tekrar teşekkürler...
  • Kazazede yazdı:
    Bazen affetmek hata degil hep affetmek hata olur sanki: Haddini aşan tersine inkilab eder...
    Ayrıca anlatiminiz cok hosmus.Bir "an"ın, aksine uzun uzadıya tasvirini okumak çok heyecan verici..:)Aslında yaşanan cok kısa sürede olup bitmistir ama sonra konu konuyu açar falan..:)
  • Elif Şerefoğlu yazdı:
    keşke hepimiz aşka yenilebilsek.
    yüreğinize sağlık,yüreğimize dokundunuz...

Hey Sen! Hadi yorum yap...

Cevap yazdığın kullanıcı: Fatih Emre