Başkalaşan İnsanlara Dair

Zihnime takılıp kalmış kuruntular adedince sıkkınlık vakitleri dönüp durmakta, çamurlu suya aksetmiş titrek silüetimin etrafında. Sükunet nöbetlerinde, ıssızlık perdesinde, hüzünler coğrafyasında, umutlar ütopyasında.

Değişik ruh haletine bürünmüş ve sürünmüş gibi herkes, bahar günlerini anımsatan bir Kasım gününün ortasında.

Ve saçlarıma düşmüş her bir çiy tanesi ile mevsimlerin en salihasını tadıyorum derinliği okyanusları aşan ruhumda.

Yüreğim, dünlerime açılan bir kapı ve açılan her kapıda eridiğimi görüyorum küllenmiş yangınlarda.

Alelade sayılacak her teşebbüsüm, hiç de alelade sayılamayacak nedamet nidalarına karışmakta. Ya bir sonu olmalı diyorum bu yolun veyahut yarısında tükeneceğim bu çiçeksiz yokuşun.

Gönül tan vakti parlamakta olan yıldızlara kanmakta.

Ruhunu başkalaşmaya maruz bırakanlar tutamadılar sözünü

Zaten o kadar başkadır ki herbir şey, başkalaşmaktan karmakarışık bir hale bürünmüştür, ayırt edemezsin özünü..