Göründüğü gibi..ve yazdığım gibiyim... [...]
Çocuk Esirgeme Kurumu

Hadi bakalım gidiyoruz deyince Muhtar amca biraz korkmuştum işin doğrusu. Tabi daha sonra bu korkumda haklı olduğumu anlayacaktım…bir süre sonra bir binaya yaklaştık..bekçi amca kapıyı açtı..idari bölümü sordu..o zamana kadarki gördüğüm en büyük binanın önünde durduk..basamakları yavaş yavaş çıktık.. aradığımız görevlinin odasını bulduk..buyur etti bizi..elindeki evrakları görevliye uzattı..görevli hafif kilolu benim gibi renkli gözlü, sarı saçlı ve güler yüzlü bir abiydi…evrakları iyice inceledikten sonra müdürle görüşmemizi söyledi…müdür…. Ne kadar soğuk ve uzak bir kelimeydi benim için.. korkarak ve titrek küçük ayaklarımla yürüdük koridorda…topu topu onbeş metreydi belki..ama bana o kadar uzun geldiki … evraklar eksik dedi müdür yumuşak bir sesle…yine düştük köyün yoluna.. ertesi gün okuluma gidip bir evrak aldık..sonra kaymakanlık ve sonra yine aynı yere…aynı kişi yine bizi müdüre yönlendirdi…içim içime sığmıyordu ne olduğunu anlamaya çalışıyordum…bahçede oynayan onlarca çocuğun içine karışmak isterdim niye burdayımki…Müdür ve Muhtarın çay sohbeti fazla sürmedi…soğuk bir kış günüydü…muhtar gözlerini gözlerimden kaçırarak hadi oğlum Alllaha emanet ol deyip arkasını dönüp gitti…bakakaldım..yani ben…tek başıma…şimdi… burdamı…burdamı kalacaktım… köyüme gitmek istiyordum..gözlerim hafif sulanmıştı..ama erkek adam ağlamazdı ya ağlamadım.. köyüme gitmek arkadaşlarımla oynamak onlarla koşturmak..onlarla…hatta kavga bile… kala kaldım şimdi… muhtarın elime tutuşturduğu torbada bir iki parça elbisem vardı.. hadi bakalım dedi ağlamaklı yüreğimi anlayan görevli.. sana kalacağın odanı göstereyim sonrada arkadaşlarınla tanışırsın…arkadaşların, yani kardeşlerin dedi.. ranzanın üst katı senin dedi..ve şu dolap…sen yerleş sonra yanıma gel yemek saati yaklaştı dedi… gün öğleye ilerliyordu… aslında üç gündür açtım… çünkü hayatım boyunca atamayacağım utangaçlık duygusu yüzünde yine aç kalmıştım…zaten ne vardıki yerleştirecek iki parça elbise…özenle dolabıma koydum.. bazı meraklı gözler beni süzüyor ama konuşmuyorlardı…kala kalmıştım odada…yalnızz..tek başıma.. belki kimsenin olmayışı bana cesaret vermiştiki ağladım….hemde ne ağlamak..hiç bu kadar çok ağlayacakmıydım aceba bir daha… niye ağlıyorsun dedi bir ses…. Hiç dedim sadece… hadi dedi elini yüzünü yıka yemek saati..bak yemeği kaçırırsak aç kalırız akşama kadar… ama görevli dedim..bekliyor… tamam beraber gideriz dedi… hayatımın en uzun günüydü… yemeği çok beğendim..ama sıraya giren yaklaşık yüz elli öğrenci beni korkutmuştu çok büyük ağabeyler vardı…kimisi bana bakarak gülümsüyor kimisi buz gibiydi… hadi yemeğini bitir…oysa açlıktan bayılmak üzereydim…yedim…ama boğazımdan geçmiyordu işte….bir kaç lokmadan sonra kalanını ona verdim..çok sevindi… top oynayalımmı dedi yemekten sonra…sevindim bunu sormasına evet…evet ürkekçe…ama benim gözüm ilerdeki kapıdaydı…çıkış kapısında….muhtar amca gelecek beni köye götürecek diye bekliyordum umutsuzca….belkide gelirdi kim bilir….oysa gelmedi… tamda öyle bir yatağa denk gelmiştim ki….keşke… yatağımda utana sıkıla uzun bir süre ağladım… daha adını bile söyleyemediğim bu yer bu kocaman devasa yapı…sadece yurt diye biliyordum… gözlerimi açtım…herkes uyuyordu…ben ve kan çanağı gözlerim hariç…hadi koş koş geç kaldık diyordu..karşı köye top oynamaya..onları yenersek diye sohbet ede ede yürüyoruz..tam bahar havası..mis gibi kokuyor her yer. İnekler.koyunlar kuzular….dereden geçerken ayakkabım ıslanıyor biraz…ve top koşturmaya başlıyoruz..çok güzel herşey..ama bir rüya olduğunu anlamam fazla sürmedi…yatağım köyümüzün yoluna bakıyordu….gelen köy otobüslerine baktım…binsem gitsem diye dua ettim…yine ağladım..ama kimse görmeden..serde erkeklik vardı…. Bir süre sonra kahvaltııııııııııııı kahvaltııııııııı hazırrrr….. nöbetçi öğretmen herkesi uyandırdı…oysa ben çok olmuştu uyanalı…sen yenisin dimi…hadi bakalım giyin yemekhaneye dedi…ses tonundan iyi birine benziyordu...gidenlerin peşine takıldım..kimseyi tanımıyordum işte bu yüzden korkuyordum..tam o anda…biri omzuma dokundu…bu bu…aman allahım mutluluktan uçtum resmen..amcağım oğlu sait… onun şehirde olduğunu biliyordum ama burda olduğunu bilmiyordum… benden dört yaş büyük sait abi….neden dün görmemiştimki … sen ne zaman geldin dedi..dün dedim… çok mutluydum artık onu gördümya… sürekli benimle ilgileniyor bir yandan da koruyordu beni çıkan kavgalardan tartışmalardan...güzel gelmeye başlamıştı bir anda burası…neydi tam adı..dur bakim…hımmm. Evet…sosyal hizmetler çocuk esirgeme kurumu…tamam ezberledim işte…ve birdaha asla unutmamak üzere.


Çocuk Esirgeme Kurumu başlıklı yazı Haşim Akgün tarafından 22 Aralık 2017 Cuma, 06:35 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.

Hey Sen! Hadi yorum yap...

Cevap yazdığın kullanıcı: Fatih Emre