Düşündüklerim 17

1) Sanayi toplumunda çoğu kişinin 'mutluluk' kavramı tanımı; isteklerinin tam anlamıyla doyurulması, şeklinde tanımlanmakta ve algılanmaktadır. Bu da bizi; mutluluğun nesnel gereksinimlerin doyurulmasıyla ulaşılan bir olguya götürmektedir. Arthur Schopenhauer'un "İnsanın ulaştığı her tatmin; yeni bir arzunun tohumudur, dolayısıyla onun ebediyen doyurulamaz arzularının sonu yoktur." cümlesini hatırlamalıyız. Çünkü İnsanın doyuma ulaşması eğer mutluluğu getirecekse, o zaman mutluluğu gerçek anlamıyla yaşayamıyoruz. Sanayi toplumunda, mutluluk kişilerin sadece nesnel gereksinimlerini doyurulmakla yaşanmayacak kadar geniş bir olgu ve burada insanın varoluşu ve gizilgüçleri çerçevesinde nesnel gerçekliliği olan gereksinimlerinin doyurulmasıyla ulaşılan bir durum olduğu tanımı geçersiz kalır. O halde; şimdiki (sanayi toplumunda yaşayan insan için) anlamıyla mutluluk, insan varoluşunun doluluğuna eşlik eden bir koşulu değil de, yüzeysel bir doymuşluk halini ifade ettiğini söyleyebiliriz. Fromm'un ifadesiyle; mutluluk, 'sevincin yabacılaşmış biçimi' olduğudur.


2) Varolmanın güçlüğü, gerçeğin içinde ki insancıl yaşamını sezinlemeyle başlar, öğrenmeyle devam eder ve beşeri hakikatinin son bulmasıyla biter.


3) Doğru bildiğimiz yanlışlar, bilişsel süreçlerimizde nüfuz etmeye devam ettikçe, doğru olan şeylerden uzaklaşmak 'gayet sıradan şey' olacak. Ve 'gayet sıradanlıklar', bizlerin 'gayet basit insanlar' sınıflamasına koyacak.
Peki ne yapılabilir?
Yanlış bildiğimiz ve/veya hiç bilmediğimiz doğrular, bilişsel süreçlerimize nüfuz etmeye başladığında, sıradan yerine, farklı olmaya başlamanın ilk deneyimini yaşayacağız. 
Çünkü toplum çoğu zaman; doğru bilinen yanlışlar üzerine temellendirilir. Bizler bilişsel algılarımızı değiştirmedikçe, toplumun sıradanlığı içerisinde sıradan şey'ler olarak varolmaya devam edeceğiz.


4) Gelişmemiş ve insansal sömürüyü / kapitalizmi sonuna kadar kullanan Türkiye gibi ülkelerin; reklamlarının 'çoğunlukla yarısı' kredi verme arayışındaki bankacılık, diğer yarısı da kredili ev sahibi yapma arayışında ki inşaat reklamlarından oluşur.


5) Ne zaman ki anladığımızın farkında olacağız; işte o zaman yeniden doğacağız. Çünkü her doğum, yeniden anlamanın başlangıcıdır.