Kahrolası Politikalar

Politika: Devlet oluşumunun, genel anlamda yapacaklarını (herşey bu kavramın içersindedir) amaç, içerik ve yöntem olarak planlaması ve bunu uygulamasıdır. Daha çok siyaset içersinde kullanılan bir kavramdır.

Peki bu politikaların amacından sapması muhtemel midir? Oluşturulan her politika ‘iyi niyetle’ mi oluşturulmuştur?

Bu soruların cevabını aramak için, ilk olarak insanın iyi bir varlık mı yoksa kötü bir varlık mı olduğunu ayırt etmemiz gerekmektedir. İnsanı, iyi bir varlık olarak tanımlamak (subjektif) doğru olmaz. İnsan doğru olan davranışın ne olduğunun farkında olsa dahi; hemen ve şimdi doyurmak istediği dürtüleri vardır. Ama insan, bu isteklerini bir şekilde geri plana atmayı (bastırmayı) başabilmiştir. Bu da içinde birikenlerin –kötü olarak adlandırılan dürtülerin- biliçdüzeyinde farklı şekillerde ifade bulmasına yol açmıştır (bu ifadelerin çoğu insanlık için iyi adlandırılan durumlardır; mesela diğerlerine yardım etmesi, toplumsal kurallara uymak, gibi). Bu da insanı iyi bir varlık olarak tanımlamamıza neden olmaktadır (en azından insanlar için kabul edilen evrensel değerler olarak kabul edilmektedir). Ama bu istekleri (toplum tarafından kabul edilmeyen duygu, düşünce ve davranışlarının tümü) her zaman bastırmak zor olabilir ve bunun sonucunda bilinçdüzeyinde uygulanmaya başlanır (toplumun kabul edebileceği biçimde). Bunun bir örneği, politikaları gösterebiliriz.

Peki insanın uygulayacağı politikaların nasıl doğru olduğunu söyleyebiliriz? Yakın geçmişte Nazi döneminden örnek vermek doğru olacak sanırım. Hitler uygulayacağı politikaların Alman Halkının gelişmesi için her türlü imkanın değerlendireceğini belirtmiş ve nitekim yapmıştır da. 1. Dünya Savaşı’nda yenik çıkmış ve harabeye dönmüş Almanya ve ezilmiş bir Alman halkını eski halinden daha iyi bir duruma getirmiş, bu sırada da tüm imkanları değerlendirmiş ve güçlü bir Almanya ortaya çıkarmıştır. Sonrasında uyguladığı bu politikaların rengi değişmeye başlamış ve 2. Dünya Savaşı içersinde milyonlarca masum insan katledilmiş veya şavaşta yaşamını yitirmiştir. Peki bu politikalar ilk oluşturulduğunda iyi olarak tanımlanırken sonrasında (Almanya’da yaşayan sadece Alman halkı ve aynı zamanda farklı unsurlardan insanların da sonunu getirmiştir) nasıl oldu da kötü bir politikaya dönüşmüştü.

İşte burada insanın zavallılığı ve kötü bir varlık olduğu olgusu yatmaktadır (bir insanın çocukluk yıllarında yaşamış olduğu ezilmişlik duygusundan dolayı diğerlerine karşı nefret duygusu geliştirmiş ve zamanı geldiğinde ‘politikalar aracılığıyla’ bilinçdüzeyine çıktığını ve masum insanların öldürülmesine sebep olduğunu söyleyebiliriz). Sadece Nazi dönemi değil, Stalin ve Mussolini örneğinin de buna benzer oluştuğu söylenebilir.

Peki gerçekten, oluşturulan bir politika, o devlet içersinde yaşayan tüm insanların iyiliğini düşünerek mi yapılıyor? Hayır. Her politikanın zemini oluşturulurken mutlaka bir çatlak olması muhtemeldir. Bu çatlakta insanın bilinçaltında yatan kötü isteklerin rengini taşımakta ve günü geldiğinde yine bu politikalar aracılığıyla toplumun geneline yansımaktadır.

Politikalar oluşturulurken, belli bir sınıfının zihnini yansıttığı ve belli kişilerin onayından geçtikten sonra -geriye kalan tek şey- diğerlerini kullanma, harcama, sömürme eylemini taşır. İnsanın zaaflarından birisi de kötü isteklerini gerçekleştirebilmek cesaretini kendilerinde görerek zamanı geldiğinde eyleme dökmektir.

İnsan kötü bir varlık olduğu için, oluşturacağı politikaların tamamı da kötü olacaktır. Politikalar oluşturulurken halkın tamamının katılımı olmadığından dolayı, oluşturanlar halk adına her türlü suçu işlemekte kendilerini meşrulaştırır ve başrol oyucusu da kötü olan insandır!