Gözümüze Sağlık

      Görmek.. Ne büyülü bir kelime. Var olan her şeyi, etrafımızdaki olan biteni, ailemizi, arkadaşlarımızı ve daha da fazlasını. Görmek eylemi hayatımızdaki diğer hiçbir fiziki eylemlerimizle kıyaslanmayacak kadar özel ve sonsuz bir durum.

      Bir düşünün görmeseydik nelerden mahrum kalacağımızı. Bu yaşınıza kadar gördüklerinizi, birden hiç görmediğinizi, bu güzellikleri bilmediğinizi düşünün. Ben düşündüğümde içimi bir korku kaplıyor. Görmüş olduğum güzellikler, ya bir gün göremezsem korkusuyla gözümün önünden geçiyor. Hayatımı sağlıklı ve huzurlu yaşamayabiliyorsam gözümün bana kattıklarının ne denli vazgeçilmeyecek olduklarını alsın da hiç unutmasam da bir kez daha anımsıyorum. O yüzden gözlerimi çok seviyorum.

      Herkes sevmeli gözlerini. Görebilme yeteneğinin kıymetini bilmeli. Çünkü gözlerimiz bu hayattaki bütün eylemlerimizin tartışılmaz başkahramanıdır. Bu nedenle ki; Gözümüz ve Görme sağlığının önemini insanlara anlatmak için her yıl Ekim ayının ikinci haftası ‘Dünya Görme Günü’ olarak kabul edilmiştir.

      Aslında bu özel organımız için her gün aynı özveriyi göstermek bizlerin yaşam kalitesi açısından ciddi önem sarf etmektedir. Gözlerimize zarar verecek fiili eylemlerden ( kötü yemek-içmek alışkanlıkları, sigara, uv ışınların vb.) kaçınmalıyız. Bunlar her ne kadar klişe olmuş sözcükler gibi gelse de yaşlandığımızda hala kimseye muhtaç olmadan ihtiyaçlarımızı karşılamak istiyorsak bu klişe gibi görünen sözcükleri dikkate almalı, gerekirse yaşam şeklimizde ciddi değişiklikler yapmaktan kaçınmamalıyız.

      Toplum olarak doktora gitmeyi çok sevdiğimizi ne yazık ki söyleyemeyiz. Sadece gözlerimiz de değil vücudumuzun her hangi başka bir yerinde bile çok ciddi sorunlarla karşılaşmadıkça doktorun kapısını çalmıyoruz. İlla ki son raddeye gelinceye kadar doktora gitmemek de ısrarcı davranıyoruz. Oysa belli aralıklarla yapılacak doktor kontrolleri olası hastalıkların erken teşhisinde önem arz etmekte, tedavi sürecini de bilindiği üzere kolaylaştırmaktadır. Gözlerimiz içinde belli aralıklarla göz muayenesi yaptırmalıyız. Bizim fark edemediğimiz fakat doktorların fark edeceği bir hastalığımız olabileceği ihtimalini atlamamalıyız. Ayrıca, kulaktan dolma bilgilerle de hareket etmemeliyiz. Başkasının gözlüğünü kullanma, internet satılan sağlıksız lens ve gözlükleri almak gibi zararlı eylemler gözlerimize daha çok zarar verecektir. Göz sağlığı için en uygun adım, doktora gitmek ve doktorun vereceği reçeteyi bir Optikçi den yaptırarak hastalığımızın tedavi sürecini başlatabiliriz.

       Sadece kendimiz için değil çocuklarımız için de aynı önlemleri almak boynumuzun borcudur. Unutulmamalı ki; sorun olsun veya olmasın yeni doğmuş bebeklerin doğumdan hemen sonra, çocuklarda da 2 ve 3 yaşları göz muayenesi için ideal zamanlardır. Bu muayeneler sayesinde hastalıklar erken teşhis edilebilmektedir. Görmek yetisi bireyin hayatının en önemli eylemi olduğundan erken yapılan muayeneler sayesinde ileride yaşanabilecek büyük tahribatlarda ortadan kalkmış olacaktır.

        Fakat bizler hayatın yoğun temposunu bahane ederek ne yazık ki sağlımızı ikinci plana atmış bulunmaktayız. Bu gün kendimizden çaldığımız zamanlar, yarın bize faturası ağır olarak geri dönecektir. Hem beden, hem de ruh sağlığımızı önemsememek kuşkusuz bencilce ve haksızca yapılmış bir davranış olacaktır. Bizler yaşamda çok yorulduğumuzdan bolca şikâyet etsek de vücudumuzda dinlenmeye ihtiyaç duymadan sürekli çalışan tek organımız gözlerimizdir. Öyle ki; her ne kadar göz kapaklarımızın yorulup dinlenme isteğini fark etsek de, gözlerimiz çalışmaya halen devam ederler. Bu sürekli çalışma neticesinde hayatımız boyunca da gözlerimiz 24 milyon fotoğrafig bilgiyi hafızamıza kayıt etmektedir. Ayrıca gözlerimizin 2 milyondan fazla çalışan bölümle meydana geldiğini unutmamak, gözlerimizin ne denli bir mucize organ olduğunu gözler önüne sermektedir.

Peki, gözlerimize iyi bakmazsak olabilecek ne gibi göz rahatsızlıkları ile karşılaşabiliriz;

*Miyop; Uzaktaki cisimlerin tam olarak görülemediği sağlıksız bir eylemdir.

*Hipermetrop; Yakında cisimlerin tam olarak görülemediği sağlıksız bir eylemdir.

*Presbiyopi; Genelde yaşlılıkla ortaya çıkan yakındaki çizimlerin sağlıklı görülememiş durumudur.

*Astigmatizm; Uzak ve yakının net olarak görülemediği sağlıksız bir durumdur.

*Katarakt; Göz merceğin de görülen şeffaflık kaybıdır. Bulanık-sisli görüş açısı ortaya çıkartır.

*Glokom (göz tansiyonu); Genelde gözde sinsice başlayan bir hastalıktır. Hasta tarafından fark edilmesi güçtür. Sık göz kontrolleri bu hastalığın teşhisi için önemlidir. Çünkü geç kalınmış tedavilerde göz kaybına bile neden olabilir.

*Sarı Nokta Hastalığı; İlerleyen yaşa bağlı ortaya çıkan bir yaşlılık hastalığıdır. Sık yapılacak göz kontrolleri ile kontrol altına alınabilir. Bu nedenle genç yaşlardaki beslenme ve diğer alışkanlıklarımız, bu hastalığın yaşlandığımızdaki ortaya çıkmaya ihtimali daha düşük olacaktır. Tabi erken tedavilerde görme kayıplarının durdurulması mümkündür.

      Evet, her şey aslında yine bizde bitiyor. Bizim kendimiz ve gözlerimizi sevmemizde. Tabi kendimizi, gözlerimizi severken ve gördüğümüz için şükrederken, görmeyen insanlar içinde duyarı olmayı ihmal etmememiz gereklidir. Eğer varsa çevremizde bu şekilde yaşamını sürdüren insanlar, nerede görürsek görelim, ister sokakta, ister başka bir yerde kaçmak yerine yardım etmek bizim insanlık ve vatandaşlık görevimizdir.

 ‘Unutmayalım ki; görebiliyorsak eğer, hayatta büyük bir servete sahibiz demektir.’ Bunun kıymetini bilelim.

Sevgilerle…