Neyin Nesi

Rüzgarın çetin esmesi yıldırmasın seni,

Hem “Bir”e dayandıktan sonra gelir gerisi,

Yolun zorluğu biraz da bu işin cilvesi,

Yorgunlukta neyin nesi?


Küheylanlar gibi koşmak varken;

Takılmamak gerek dikene, taşa...

İsimsiz olup, bekâ bulmak varken;

İsim arayıp, telaşa düşmek de neyin nesi?


Düşün hele geçenleri bir bir,

Çözersin bu işin sırrını bil!

Habil’in karşısında vardır, her zaman bir Kabil.

İyilik yapmak varken, kötülükte neyin nesi?


Kur’an’da geçiyor peygamberlerden yirmi beşi,

Kimi der; yüz yirmi dört bindir,

Kimi ise; iki yüz yirmi dört bindir sayısı,

Hepsinin de farklıdır çilesi,

Hepsinin de farklıdır hasreti...

Onların yürüyüp geçtikleri yol varken;

Patikalarda oyalanmakta neyin nesi?


Bir Yusuf (as) vardı, attılar O’nu kuyuya,

“Öldürürsek bitiririz” niyetiyle...

Günü gelip dizildiler karşısında bir bir,

Yusuf’u koruyan kuyu olmak varken;

Tuzak kurmakta neyin nesi?


Bir İbrahim (as) vardı; yaktılar O’nun için ateşi,

“Yakarsak tamamdır” düşüncesiyle...

Ama o gün ateşin serinliğinden habersizdi zalimler!

Ateşi söndürmeye giden karınca olmak varken;

Nemrut’un yaktığı ateşe odun taşımakta neyin nesi?


Bir Musa (as) vardı;

Daha doğar doğmaz ölümle burun buruna gelen...

Ama koruyacaktı O’nu, O’na vazifeyi verecek olan,

Hem de düşmanının sarayında...

Denizi ikiye bölen asa varken;

“Firavun karnımızı doyuruyor” demekte neyin nesi?


Bir İsa (as) vardı; Hakk’a hakikate tercüman olan,

“Çarmıha gerersek kurtuluruz” dediler...

O’nun için çarmıh hazırladılar...

Bilemezlerdi ki, O’nu koruyacak olanı,

Göklere kanat açmak varken;

Çarmıhtan korkmakta neyin nesi?


Bir Muhammed Mustafa (sav) vardı,

Kainatın yaratılış sebebi,

“Hem çekirdeği, hem meyvesi”

Toplandı Ebu Cehilin çetesi,

Şeytan da onların fikir babası,

“Kurtulmanın tek yolu öldürmek” dediler...

Cebrail, Allah’ın emri ile illeti tuzağı,

Bozuldu tuzağı Cehilin, bozuldu tuzağı küfrün!

Muhammed Mustafa’nın (sav) yolunda toz olmak varken;

Cehalette ısrar da neyin nesi? Cehil de neyin nesi?


Unutma Ey Can! Yolun çetinliğini,

Şahlan ve bırakma dizgini...

Bu kadar gelip geçeni olan bir yol varken;

Geriye dönmekte neyin nesi?