yokuşlar sarhoşken huzur verir [...]
tek fotoğraf

ferdi gözlerini açtığında kendisini özenle boyanmış beyaz renkteki dört duvar arasında buldu. hiçbir yerde çıkabileceği bir kapı gözükmüyordu. kollarını ve bacaklarını yoklamayı denedi, hareket edemiyordu. bembeyaz iplerle bağlandığını fark ettiğinde bir çığlık attı ama onu duyan hiçbir kimse yoktu.

evet ferdi bir şizofreni hastasıydı ve bu durum kontrolden çıkmıştı. ailesi onun geçirdiği krizlere dayanamıyordu. ona kötü davranıyorlar onu küçümsüyorlardı. ferdi’nin bir sevgilisi vardı, ismi olga. uzun boylu, sarışın ve oldukça güzel bir kızdı. ferdi onunla sohbet ederken özüne dönüyordu. krizler geçirmiyor, şarkılar söylüyor, mutluluktan gözlerinden yaş akıyordu. hastalığından kurtulmanın tek yolu olga ile muhabbet etmekti onun için. olga bu duruma olgunlukla karşılık veriyor her fırsatında ferdi ile ilgilenip onunla sohbet ediyordu.

ferdi, tımarhane’ye götürülmeden bir gün önce olga öldürülmüştü. sahilin kenarında kendini kaybeden genç, belinden çıkarttığı altı patları ateşlemişti ve güzel kız orada hayatını kaybetmişti. ferdi, bu olayı öğrendiğinde yirmi dört sene boyunca geçirmediği şiddette bir kriz geçirdi, intihar etmeyi denedi, etrafında gördüğü herkese saldırdı. sonunda paçayı ele verdi, uyutuldu ve tımarhaneye girmek zorunda kaldı.

her gün krizler geçirmeye devam ediyor, bir sürü ağır etkili ilaçlara maruz kalıyordu. sayıkladığı tek bir isim vardı. sürekli olga diyordu. onu çok özlediğini, onun intikamını en acı şekilde alacağını ve onun yanına geleceğini söylüyordu. uykusunda sürekli olga’nın cinayet sahnesi canlanıyordu.

yedi yıl boyunca o tımarhanede odaya kapalı kaldı. her gece rüyasında o cinayet anını gördü. ilaçlara boğuldu. tımarhanede her şey yasaktı. deli olmadığını görevlilere anlatmaya çalışıyor ama hiçbiri tarafından umursanmıyordu. bütün bunları neden yaşıyordu? sevgilisi ile muhabbet etmek varken neden o tımarhanede her gece rüyasında sevgilisinin öldürülüşünü izliyordu?

kendi yüzünü unutmuştu. yedi yıl boyunca hiçbir şekilde aynaya bakmasına izin vermiyorlardı. delilerin aynayı kırıp bir cinayet aleti olarak kullanacakları ihtimalini bile düşünüyorlardı çünkü.

gün geçtikçe ferdi kendini toparlamaya başladı. ilaçlar etkisini fazla gösteriyor, onun daha sakin durmasını ve olumlu gelişmeler göstermesini sağlıyordu. ferdi sevgilisinin yüzünü bile unutmuştu belki, ama katilinin yüzünü unutmadığını her seferinde dile getiriyordu.

bu olumlu gelişmeleri gözlemleyen görevliler ona buradan çıkması için teklifler sunmuşlardı. ferdi tüm teklifleri kabul etmiş ve birer birer uygulamaya başlamıştı. bir gün görevliye seslendi: “aynaya bakmak istiyorum, lütfen benim bu isteğimi yerime getirin buna çok ihtiyacım var” dedi. görevli kadın onu kırmadı ve bir ayna getirdi.

ferdi aynaya uzunca bir süre baktı. kendini tanıyamıyordu. ama bu yüz ona bir yerden tanıdık geliyordu. hemde çok tanıdıktı. kendisi olmadığına emindi. biraz yalnız kalması için görevliden rica etti. görevli onu bağlayarak yalnız bırakma imkanı olduğunu söyledi, ferdi hiç düşünmeden ellerini uzattı, görevli onun ellerini bağlayıp dışarıya çıktı. ferdi, derin derin düşünmeye, bu yüzü nereden tanıdığını hatırlamaya çalıştı. bir türlü başaramadı. aynayı yatağının yanına sakladı ve uykuya daldı. uykusunda yine aynı sahne, sevgilisinin ölüm sahnesi vardı. katilin yüzünü gördüğü gibi korkuyla yatağından yere düştü. korkulu gözlerle aynayı eline aldı, tekrar baktı. katil kendisiydi. aynada gördüğü kişi, sevgilisini öldüren alçak katildi. tekrardan ilk zamanlarda olduğu gibi krizler geçirdi. onu ben öldürmedim diye yakınıyordu. ağlıyor, sinirleniyor, kendine zarar veriyor, elinden gelen her şeyi yapıyordu. artık katilin kendisi olduğuna inanmaya başlamıştı. çünkü katilin kendisini rüyalarından tanıyordu ve rüyalarındaki katil tam olarak aynaya baktığında karşısında duruyor, dilini çıkarttığında o da dilini çıkartıyor, gözlerini kırptığında o da kırpıyordu. bunun bir halisülasyon olma ihtimalini hiç düşünmüyordu.

yedi senedir görmediği ailesi o gün onu görebilmek için ziyaretçi olarak gelmişti. görevliler bu görüşmenin gerçekleşebileceğini fakat ona iyi davranmaları gerektiğini söyledi. bir kaç dakika sonra ferdi’yi almak için bir görevli geldi. ona hiçbir şey söylemeden ferdi’nin koluna girdi ve onu ziyaretçi odasına götürdü. ferdi aradan geçen yedi yılda yaşadığı her şeyi unutmuş mutlu olmuştu. çünkü annesi, onun olga’ya olan aşkını biliyordu ve her zaman cüzdanında olga’yla ferdi’nin nasıl mutlu olduğunu gösteren, o anı ölümsüzleştiren bir fotoğraf taşırdı. ferdi hiç uzatmadan annesinden fotoğafı rica etti. annesi fotoğrafı çıkarttı ferdi’ye uzattı. ferdi fotoğrafa uzun uzun baktı. bir eksik vardı fotoğrafta. ferdi kolunu birinin omzuna atmış gibi poz vermişti. ama yanında hiçbir kimse yoktu. ferdi ağlamaya başladı. yedi yıldır o fotoğrafta olga’yı görüyordu. sevgilisini görüyordu. bizzat annesi çekmişti o fotoğrafı. olga ile çekildikleri tek fotoğraftı. ama üzerinden yedi yıl geçmişti. ve o fotoğrafta olga yoktu. ferdi, bütün her şeyin hastalığından dolayı bu şekilde olduğunu fark etti. olga diye birisi hiç yoktu ve hiçbir zaman olmayacaktı. onu ferdi yaratmıştı ve ferdi öldürmüştü.

tek fotoğraf başlıklı yazı Cem Gümüş tarafından 02 Kasım 2016 Çarşamba, 17:22 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Hey Sen! Hadi yorum yap...

Cevap yazdığın kullanıcı: Fatih Emre