yokuşlar sarhoşken huzur verir [...]
Bir kadın hakkında

şimdi daha fazla yaklaş gözlerimin içine. nasılsın? cevap veremeyecek kadar mutlu musun? yoksa şuan bunu umursamayacak kadar kötü mü? hayal kırıklığına uğramış gibi şaşkın mı yoksa gökyüzünden şehre bakarcasına umutlu musun? nasılsın biliyor musun? bambaşkasın.

söylemiş miydim daha önce? hatırlamıyor musun? tekrardan anlatmak gerekir o halde. fark etmediğimi düşünmüş olamazsın herhalde. anını ölümsüzleştirdiğin, gülümsemeni sonsuzlaştırdığın çoğu fotoğrafında, genellikle elinle yanağını seviyorsun ya da saçlarına dokunuyorsun. hiç başına geldi mi? aşık olduğun insan senin karşındayken ellerin saçlarına gitti biliyorum. çünkü karşındaki kadın saçlarıyla farkında olmadan saçlarıyla oynuyorsa sana aşık olduğunun en büyük belirtisidir. bunu deneyimlerime dayanaraktan burada anlatmak istiyorum.

söylemiş miydim daha önce? hatırlamıyor musun? tekrardan anlatmak gerekir o halde. fark etmediğimi düşünmüş olamazsın herhalde. anını ölümsüzleştirdiğin, gülümsemeni sonsuzlaştırdığın çoğu fotoğrafında, genellikle başını hafifçe yana eğmişsin. bunun sebebi karakterinin özünde yatan sakin, teslimiyetçi fakat güçlü bir kişilik. bir şeylerle ilgilendiğini fazlasıyla belli edercesine açık ve net. aksini iddia edemezsin. o fotoğrafları çekmeden önce veyahut çekerken mutlaka bir şeylerle ilgilendiğini biliyorum.

söylemiş miydim daha önce? hatırlamıyor musun? tekrardan anlatmak gerekir o halde. fark etmediğimi düşünmüş olamazsın herhalde. anını ölümsüzleştirdiğin, gülümsemeni sonsuzlaştırdığın bir kaç fotoğrafında, gülümsemenin yanında tek ayağını gökyüzüne doğru dikmeye çalışıyorsun. fiziksel özelliklerin ve ortamın gerginliği, ayağını ancak belli bir mesafede dikmene sebep oluyor. mutluluğunun yükselerek uçtuğunu anlatmak istediğinin farkında mıydın, yoksa bunu tek fark eden ben miydim? evet, mutluydun. gülümsemenin sahte olduğunu ispatlamaya çalışabilirsin. ama buna kanmamak için elimde çok sağlam bir kanıt var. çünkü gözlerin kısılmış bir durumda. insan üzgünken, öylesine derin bir şekilde asla gülemez. asla bunu hissettiremez karşısındakine, en büyük üstadlar bile başaramaz bunu, sen mi başaracaksın? ben mi başaracağım? hadi canım, kabul et, o gün seni mutlu eden bir şeyler dolanıyordu ortalıklarda.

söylemiş miydim daha önce? hatırlamıyor musun? tekrardan anlatmak gerekir o halde. fark etmediğimi düşünmüş olamazsın herhalde. anını ölümsüzleştirdiğin, gülümsemeni sonsuzlaştırdığın, bulunduğun şehrin manzarasına kendini kaptırdığın fotoğrafta öne doğru kısık ve dik bir bakış attığın gözümden kaçmadı. geçmişten bir ses ya da görüntü hatırladın o fotoğrafı çekilirken. ya da gelecek veya herhangi bir şey hakkında hayal kuruyordun o sırada. inanmıyor musun? bence artık inanmaya başlamalısın.

söylemiş miydim daha önce? hatırlamıyor musun? tekrardan anlatmak gerekir o halde. fark etmediğimi düşünmüş olamazsın herhalde. anını ölümsüzleştirdiğin, gülümsemeni sonsuzlaştırdığın çoğu fotoğrafında, genellikle giydiğin kıyaflerin renkleri beyaz ya da daha koyu tonlar oluyor. beyaz giyinmen hakkında senin karakterinle ilgili edindiğim bir kaç bilgi var. anlatmamı ister misin? iyi niyetli, ve kalbi temiz insanlar beyaz renk kıyafetleri çok severler. aynı zamanda, kıyafet renkleri arasından beyazı tercih edenler uyumlu kişiliklerdir.bunlar yalnızca benim hissettiklerim, sence yanılıyor muyum? peki giydiğin koyu tondaki kıyafetlerinden yaptığım çıkarımlardan bahsetmemi ister misin? ya hep, ya hiç diyen bir karaktere sahipsin. olmasını istediğin şeyler konusunda emin, istemediğin şeyler konusunda daha da emin bir bilinç yatıyor beynin derinlerinde. senin yanında dikkatli ve tutarlı olmam gerektiğini anlatıyor bana koyu renkteki kıyafetlerin.

söylemiş miydim daha önce? hatırlamıyor musun? tekrardan anlatmak gerekir o halde. fark etmediğimi düşünmüş olamazsın herhalde. gülümsemenden çok etkileniyorum doğrusu. bunu bil iltifat olarak algılayabilirsin işte şimdi. çünkü çok güzel güldüğün gerçeğini benim hayatımda değiştirebilecek kapasitede bir insan henüz yok. değiştirebileceklerine de inanmıyorum. ayrıca çok güzelsin.

söylemiş miydim daha önce? hatırlamıyor musun? tekrardan anlatmak gerekir o halde. fark etmediğimi düşünmüş olamazsın herhalde. yüzündeki ben hep dikkatimi çekmiştir. dudağının oralarda bulunan bu şey senin karakterin hakkında bana çok şey öğretti açıkçası. sezgilerinin ve duygularının gelişkinliğini, mistik ve mental anlayışını, altıncı hissinin gelişkin olduğunu, sabırlı ve akıllı olduğunu biraz düşündüğümde hissettim. her şeyin nedensellik yapısını savunduğunu inkar etmeyeceksin değil mi? felsefi bakış açıların ve hafızan oldukça başka boyutlarda. rüyalar aracılığıyla bile yaşamına yön verebileceğini düşünüyorum. bu yeteneğini fark edebilirsen, kesinlikle başaracağına güvenim sonsuz. içinde bulunduğun hiçlik üzerine düşüncelerini benden gizleyemedin, güçlü auran ve telepatik hissiyatların bana senin hakkında çok şey anlattı. dürüstsün ve sözünde duran bir kişiliğe sahipsin.

söylemiş miydim daha önce? hatırlamıyor musun? tekrardan anlatmak gerekir o halde. fark etmediğimi düşünmüş olamazsın herhalde. hoşuna gidebilme ihtimali çok yüksek şeyleri sana anlatmak istiyorum. karşında bir dostun da olsa sevgilinde olsa, özellikle bu bir erkekse, kaldırımın dış tarafından yürüyor olması senin için büyük anlam ifade ediyor. fedakarlık yapılması konusunda çok hassassın, yapılan fedakarlıklara saygın sonsuz ve teşekkürün, minnetin tam da yerinde oluyor.

söylemiş miydim daha önce? hatırlamıyor musun? tekrardan anlatmak gerekir o halde. fark etmediğimi düşünmüş olamazsın herhalde. sana güzel olduğunu “çok güzelsin.” gibi boş bir cümleyle anlatmak istemiyorum. anlamsız bir şey benim için. sana güzelliğini anlatabileceğim cümleyi düşünüyorum. sanırım buldum. evet, yeryüzündeki hiçbir kadın sen olamaz. hiçbirisi senin gibi olamaz. sonuçta sevilen her kadın bir şarkı gibidir, bazen sözlerini hatırlayamayız ama melodisi hep aklımızda canlılığını korur. unutmak çoğu zaman mümkün olmaz.

bana hayallerini çok anlatmamandan şikayetçiyim aslında. masum bir şikayet. dikkate almana bile gerek yok. sadece yazıya dökmek istedim. evet, bana hayallerinden fazla bahsetmiyorsun. ve ben dolayısıyla rüyalarını yorumlamak zorunda kalıyorum. haliyle çok istediğin ve çok düşündüğün bir şeyi anca rüyanda görürsün. hayatın en büyük küfürlerinden biri de budur aslında insana.

sen gülerken bende gülmeye başlıyorum. sen uyuduğunda uyumak istiyorum, uyuduğumu düşünüyorsun belki ama beceremiyorum. yine karalıyorum bir şeyler. sen ağladığında, senin içmediğini bilsem de bende yakıyorum bir sigara, sen bir soru sorduğunda nedense çok düşünüyorum, en doğru, en net, hatta en güzel kelimeleri seçmek için çaba sarf ediyorum. seninle bir konu hakkında tartışmaya girme tecrübesi edinmedim. muhtemelen edindiğimde her şeyi unutmuş olurum. unuttun mu diye sorsan, işte hemencik hatırlarım. varlığın bir şaka gibi, bir oyun gibi. ama ben hala bu şakayı çözebilmiş değilim.

bütün bu yazdıklarım fazla mı ciddi oldu? yoksa fazla mı edebi kaçtı bütün bunlar? boşver. her şeyi boşver, hatta unut hepsini, gülümse ciddiye alma. sadece içimden geldi. düşüncelerim de bir hayli yoğun durumdalar. hangisi nerede, hangisi ne istiyor. çözemiyorum bir türlü. düşüncelerimi toparlamak için bir seyahate çıksaydım muhtemelen okyanusları bile aşmam gerekebilirdi. ve ben insanların benim hakkımda ne düşündüğüne her zaman çok değer verdim. her kişiliğin derininde yatan saplantılar belirledi benim kim olduğumu, nereden geldiğimi. her kişiliği bir saplantı belirler her zaman ve benim hayatımı, kaderimi belirleyen de sanırım buydu. neden mi yazdım bütün bunları? çünkü ben hayatımı ve zamanımı harcamak için değişik yollar keşfederken yazmayı öğrendim. yazmakta bir çeşit uyuşturucu gibi, alkol gibi. paran olmadan da sarhoş olabiliyorsun.

ve sen saygıdeğer arkadaş, dost, deli, her kimsin nesin hiç fark etmez. unutmamanı istediğim bir şey var. herkes güzel bir hikâyenin konusu olabilir. ama bu, mutlu olacağı anlamına gelmez. ve şunu da üstüne basa basa eklemek istiyorum. söylemek isteyipte vazgeçtiğim şeyler, söylediklerimden kat kat daha fazla. ama bu kadarı dökülüyor kağıda, mürekkep bu kadar dayanıyor. mutsuzluktan asla korkma, herkes mutlu olacak değil ya, bırak gerekirse biz mutsuz olalım.

cem gümüş.


Bir kadın hakkında başlıklı yazı Cem Gümüş tarafından 01 Kasım 2016 Salı, 21:36 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu yazıya 3 yorum yapıldı.
  • Gayet güzel bir yazı çalışması olmuş emeğinize kalbinize sağlık..

    -Sen o kadar bir şey söylemeden gidersin ki; üstüne milyonlarca bir şey söylenir. (İncir reçeli)-
    • Teşekkürler Nadire. Okuyup değer verip bir cümle de olsa paylaşman çok güzel bir his.
  • Edebi değeri yüksek, çok anlamlı bir yazı olmuş. Okurken içimde çok farklı duygular oluştu, olumlu anlamda. Tebrik ederim sizi, ellerinize, kaleminize, emeğinize sağlık...

Hey Sen! Hadi yorum yap...

Cevap yazdığın kullanıcı: Fatih Emre