özür çiçekleri

Sonunu görememek hayatın,

Fazlasıyla yorucu.

Kesiksiz huzurda visal

Belki de bir özür borcuydu.

Hani şu yiğidin kamçısı sayılmayan,

Kimi zaman kâle bile alınmayan,

Kabahatinden kat kat büyük misali...

Ve şu andan itibaren açan

Bütün çiçekler, özür çiçekleri...

Vaktiyle bitmeyen isteklerime benzeyen

"Küçük dağları ben yarattım" edasında

Burnunun dikine uzayan cinsten değil;

Yeri geldiğinde şairin

Kalemini bile sükût ettirenin,

Kalbini sabit kadem kıldığına

İman edenlerden, toprak altında.

Sultan-ı Ebedî'nin Vezir-i Azamları,

Sununca onlara en güzel ikramlarını

Kime müteşekkir olacaklarını bilen cinsten.

Hamlarla hasların ayrılması için birbirinden,

Her baharı beklemek zorunda değiller.

Bir vesile-i kübradır açması için,

Güzelim semaya uzanan eller.

Ve ilk defa, yasak elmaya sahip

Firdevs ağacının etrafında,

Boy boy filizlendiler.

Zirâ yıllarca utancından

Yüzü yerde özür dileyenin,

Dilindeydi bu sefer, En Sevgilinin adı.

Demek kâinat O'nun yüzü suyu hürmetineydi.

Duâların kabûle karîn olmasi bundandı.

Bilseydi Yar-ı Güzîn'in

Kendi soyundan geleceğini,

Bilseydi, o ağacı kökleriyle yerdi.