Dicle

Dicle , yüreğimin çarpıntısını duydum sende 

Belli ki birdir derdimiz , üzülme sakın sende

Serin duru suların , kirlenmez daima senin

Seni duyan belli , sana verdiği belli  yolun belli

Hınca hınç çığlığın , boşunadır sanma sakın ,



Dicle , incir ağacının kokusu  geldiği vakit

Doğu' dan sesi yanık kuşun geldiği vakit

Fırat’tından candan, haber geleceği vakittir

Haberin yok alın yazın ak pak , haberin yok


Suyundan içenlerin nice Fırat , Dicle

Peydahlandığından ,   haberin yok 

Gelip kulağına bağıracam , bunları

O zaman ,  daha çok verimli olacaksın 

 Işıl ışıl mahzun ve mutlu akacaksın

Hızlı ve sessiz bir o kadar asaletli ,


Sağır gözleri , meftum olacaklar sularına

O zaman kıskanacak Fırat ,  inadı bırakıp

Sana doğru akacak , telli duvaklı olacaksın

İlkbaharı beklemeyip güneşi kışın çıkarcak

Sularını biriktirip , tüm yölerini unutacak


Kabesine akacak , sana akacak sana!

Kalbin , hızlı hızlı çarparsa , unutma ürkme

Dinginlik getir  etrafına , birleştiğin yerde

Buna benzer sesler , gelecek kulağına ,

Senin canından , senin toprağından onlar

Mezopotamya’dan yabancın değil tıpkı sen ...



                                                                Ümeyye DURMAZ