İstanbul'a Hapsolmuşum

İçim öyle dolu ki anlatamam adeta patlamaya hazır bir volkan,adeta düşmeye ramak kalmış çığ.İstanbul benim vatanım,öyle bir vatan ki sanki İstanbul'a hapsolmuşum. Öyle bir vatan ki sanki ben onu hapsetmişim.....

Ne o benden vaz geçemiyor ne de ben ondan,bu nasıl bir şey anlayamadım.Şehre ait ne varsa İstanbulda ,yaşama dair ne varsa İstanbulda..İstanbul benim göz yaşım,bazen de kederim,arada mutluluğum,arada hüznüm..Nasıl bir aşk bu ben bilmiyorum,hem o kadar sevdalısın ki hem de arada şikayet edersin,ama asla ve asla vaz geçemezsin. Ne de o senden vaz geçmez..

İstanbul koskoca şehir.Şehirlerin efendisi,gönlümün birincisi, Dünyanın gözbebeği, incisi. Kıtaların kucaklaşma yeri,şiir gibi,beste gibi,sayfa sayfa,destan gibi yaşanmışlıkları olan müstesna şehir...Düşünüyorum da an itibarı ile 24. seneye giriyor İstanbul'la olan aşkımız.. Öyle bir aşk ki bu son nefesimi vermeden kaybolacak gibi değil.Öyle bir aşk ki,onunla tanıştıktan sonra gözlerim başka bir şehre kapandı, adeta kör,dilsiz, sağır oldum...

İstanbul benim mutlu günlerim,gençliğimin bir bölümünü yaşadığım şehir.Vapurları ile seyahat ettiğim,tramvayları ile metroları ile yükümü taşıyan fedakar,vefakar.cefakar şehir...

Ben İstanbula hapsolmuşum,İstanbul bana.Ben istanbula aşık,İstanbul bana....