Seni Sevmedim Milenyum

Image title

SENİ SEVMEDİM MİLENYUM…

Babamın aldığı bisiklet dün gibi hatırımdaydı  belki de babamın bize aldığı tek hediyeydi.

Hayatımın en güzel yıllarıymış oysa ki komşuluk akrabalık hatta aile olduğumuzu bilerek yaşadığımız yıllarmış

Annemiz bir yere gittiğinde çocuk okuldan gelince sokakta kalmasın diye komşuya emanet edilirmiş ben gelene kadar sizde dursun zaten gelince o ödevi varsa yapar diye tembih edermiş

Güzel günlerdi o günler okul dağılınca koşarak eve koşmak, çantayı bahçeden atıp tarlaya top oynamaya gitmekti güzel olanlar gazoz kapaklarını dizip mermer taşlarla onlara vurmaktı çocuk olmak.

Sokaklarda sigara kâğıtları toplamaktı Bafra samsun tekeliki bin markalarıydı Bafra 5lik samsun 10luk tekel 2bin ise 20lik sayılırdı malboro ve parliament varsa zengindin yabancı markalar vardı yüksek değerlerde sayılırdı O zamanlar sporcu kartları vardı yaşı kilosu ve üzerinde transfer ücretleri yazardı kartı arkamıza saklar alt mı üst mü diye sorardık kaybedince bazen tasolar la bazen de cıncık (misketlerle) öderdik.

Eskiden mahalleler vardı aşağı mahalle yukarı mahalle ya da karşı mahalle diye bu mahalleler arası futbol maçları olurdu daha ciddi olanları ise halı saha maçları olurdu bazen baklavasına bazen saha parası ödetmeye...

Şenlikli ramazanlarımız vardı eski ramazanlar bugünkü gibi günü birlik Müslümanlık değildi ramazan bitince ihtiyaç sahipleri unutulmazdı ramazan girmeden mahallelerde şenlik başlardı ihtiyaç sahipleri belirlenir kırmadan incitmeden erzak yardımları başlardı.

İlk teravih namazı ile son teravih arasında fark olmaz dı mahalli camilerde tıklım tıklım olurdu babamızla annemizle girdiğimiz camide bir yolunu bulup en arka safa doğru geçerdik en arka saflarda birbirlerini güldüren yaramazlık yapan çocuklar camilerin olmazsa olmazıydı çünkü hocanın Fatiha-i şerifi okumasından sonra gelen amiinn sesi dışarılardan duyulurdu adeta her seferinde imam uyarsa da çocuktuk  yine bağırırdık. Bazı Ramazan günlerinde teravihten önce mevlüd şerifler okunur şekerler dağılırdı iki kere bazen de üç kere sıraya girerdik. Cami çıkışlarında olmazsa olmazımız torpil patlatmaktı özellikle kadınların çıkış tarafına doğru yakalanırsak azar işitirdik.

O zamanlar mahallelere sofra kurulmazdı evlerin içinde toplanırdık mahallenin gençlerinden oluşan çocuklara yemekler verilirdi. Komşulardan çok akrabalara gidilirdi akrabalar iadeyi ziyaretler yaparak tekrar gelirlerdi. Bazen teravih namazından sonra bazen de sahura kadar oturulurdu.

O zamanlarda her evde huzur vardı teknoloji günümüzdeki kadar olmadığı için ev halkı veya insanlar birbirlerinin yüzüne bakarlardı muhabbetler oluşurdu aile sıcaklığı ve güçlü bağlar olurdu ama oysa şimdi öyle mi…

Ailede saygı sevginin yerine ilgisizlik almış eskiden eve baba geldiğinde ya da büyük gelince saygıyla karşılanırdı akşam olunca herkes aynı sofrada olurdu baba yemeğe başlamadan başlanmazdı yemekten sonra TV nin karşısında oturulurdu o zamanlar şimdiki gibi çok bir şey olmazdı tv lerde.

Biz mahallenin muhtarlarından komşuluğu, Mükremin çıtır dan mahalle ağabeyliğini sıdıka dan evdeki deliliği öğrenirdik çılgın bediş den afacanlığı öğrenirdik doksanlarda serdar ortaçtan karabiberimi, Mustafa sandaldan bu kız beni görmeliyi dinlemekti doksanlarda yaşamak kapının önünde sınırsız dedikodu yapan mahalleliler komşuların ağaçlarına dalıp yeşil erik yemekti, kaldırımda oturup çekirdek çitlemek leblebi tozuyla birbirimize karşı bağırmaktı çatapataları yakıp arkadaşın cebine koymaktı kız kovalayanları yakıp kızların ortasına salmaktı doksanlarda kızlı erkekli mahallelerde oyun oynamaktı kızlarla ip atlarken kızlarda erkeklerle yakan top ve futbol oynardı çünkü kardeşlik vardı anlaşmak vardı saflık vardı dürüstlük vardı.

Köroğlu’nun bir sözü vardı “Tüfek icat Oldu Mertlik Bozuldu“ şimdilerde de teknoloji icat oldu aile bağları arkadaşlıklar bozuldu dilimize yerleşen doğal kelimeler yerine tabiri caizse sosyal medyalarda ve internette geçerli cümleler dilimize yerleşti. Ve örf ananeleri miz bir bir kaybolmaya başladı ve korkarım ki milenyumlu yıllar diye bahsedilen yıllar bizim aile akrabalık bağlarımızı yok edip dijital çağın ve teknolojilerin esiri olmamıza vesile olacaktır.

Unutulmamalıdır ki en güzel yıllar herkesin kendi çocukluk ve gençlik yıllarıdır.

Ne zaman adam oluruz:"Elimizdekilerin Kıymetini Anlık Değil Ömürlük Bildiğimiz Zaman"